j

Lorem ipsum dolor amet, consect adipiscing elit, diam nonummy.

Follow Us

Search

Empathia Creative
  -  Yaşam Stili   -  Vazo Hakkında – Objenin Ötesi
Interior Design

Vazo Hakkında – Objenin Ötesi

Bir vazo kırın, parçalarını yeniden bir araya getirirken hissettiğiniz sevgi,
bütünken simetrisinin kıymetini bilmeyen sevginizden daha güçlüdür.

– Derek Walcott

Yıllardır çok ev taşıdım. İlk apartmanım Boston’da minnacık bir stüdyoydu. Elimde sadece bir çek-yat, L şeklinde bir çalışma masası ve tek kişilik bir yatak vardı ama benim için, orası özgürlüğümün barınağıydı. Hala hatırlıyorum, karton bir kutuyu yatak ucu masam yapıp da üzerini de Kapalı Çarşı’dan aldığım pembe çizgili, püsküllü peştamelle kapattığımı. Önemi yoktu. Evimdeydim.

Sonrasında erkek arkadaşımla daha büyük bir eve taşındık. Mobilyalarımızın çoğu craigslist’de bulduğumuz kullanılmış eşyalardı. Duvarları fotoğrafçılık dersimizde çektiğimiz resimlerle donatmaktan, kültürel alışkanlıklarıma itaat ederek girişe nazar boncuğu asmaktan, ortaklaşa kullandığımız çalışma masasına bir vazo çiçek koymaktan o kadar mutlu olmuştum ki! Kendimi bohem hissetmiştim.

New York’a doğru yapılan büyük taşınmanın ardından üç farklı evde yaşadım. Ikea (ve parçaları monte etme konusunda uzman arkadaşım Dr. Bucht) olmadan ne yapardım? Her apartmanın tarzı benimle beraber değişti, ama bazı objeler beni şimdiki İstanbul evime kadar takip etti, anneannemden ödünç aldığım antika Kütahya vazo dahil

henri-matisse-still-life-with-three-vases-1360351447_b

Anlayacağınız, üstüne titreyeceğim doğrudürüst bir mobilyaya hiç sahip olma şansım olmadığından, çok erken öğrendim ki bir eve kişilik veren, benzersiz kılıp davetkar yapan büyük eşyalar değil, aksine odalarımıza serpiştirdiğimiz küçük objeler – bir yastık, bir resim, Kapalı Çarşı’dan alınmış pembe çizgili püsküllü peştamel… Bir mücevherin gayet sıradan bir kıyafete hayat vermesi gibi, bu ufak aksesuarlara da sevgi ve dikkat vermek gerek.

Çiçeklerin de benzer bir sihri var. Sadece odalarımızı değil, modumuzu da güzelleştirirler. Hastayken bizi teskin eder, kutlama yaparken neşemize neşe katarlar. Bunun doğal sonucu olarak da en esaslı ev aksesuarı, bir adıyla saksı, sürahi, çiçek taşıyıcısı… vazo.

Inntatte skjermbilder

Bir vazo sadece çiçek değil, aynı zamanda dişi Hayat Kaynağı’nın evrensel sembolünü taşır. Bir antik kültürden diğerine farklı anlamlar çağrıştırsa da – Mısır’da sonsuz hayat, Çin’de ise harmoni sembolüdür; Kelt geleneğinde şifalı su taşırken Sümer-Sami’lerde ulu Ana’nın üretken sularını taşır  –  simyasal vazo her zaman mucizelerin olduğu yer anlamına gelmiştir. Bir annenin rahminde hayat taşıdığı gibi, vazo, çiçekleri taşır.

Dolayısıyla Kabala’da vazonun hazine anlamına gelmesi şaşırtıcı değil. Budizm’in sekiz hayırlı sembollerinden biri, ruhsal bereketi sembolize eden ‘tükenmeyen hazine vazosu’dur. Vazonun işlevi tutmak, dalmak ve akmak olduğundan, Hindu Shakti gibi bütün anaç kadın tanrıçalarının besleyici karakteristiklerini temsil ederek kabul, doğurganlık ve kalbi imgeler.

Sembolizmi ne kadar tutarlıysa, görünüş ve karakter olarak hayallerimizin ötesinde bir o kadar çok yönlüdür. Bir çok sanatçının eserlerine ilham vermiş olup şekil, malzeme ve desen olarak o kadar çok çeşidi vardır ki, gönlümüze uyanı avlamayı zevkli kılar. Çünkü sonunda seçtiğiniz estetik, kendi kişiliğinizin direkt yansıması olacaktır.

En iyi vazo, tek başına da ayakta durabilendir. Çiçek olmadan da bakmaktan hoşlanacağınızdır. Houzz’un önerdiği gibi, “evinizin tarzı minimal de olsa, çok belirgin bir estetik de taşıyor olsa, apayrı bir stile sahip bir vazoyu karışıma enjekte etmek, tüm görünüme hayat verir.”

vazo_tur