j

Lorem ipsum dolor amet, consect adipiscing elit, diam nonummy.

Follow Us

Search

Empathia Creative
  -  Bakım & Ruh Sağlığı   -  Umut, Geç Çiçek Açanlara
Blog

Umut, Geç Çiçek Açanlara

“Lisede nasıl biriydin?” diye sordu durduk yerde yiğenim. Sisli anıların arasından net bir resmimi bulmaya çalışırken hafızamda, ablam “Tavanı seyreder, hayal kurardı,” diyerek söze karıştı… İşin doğrusu, hayatımın o dönemi o kadar bulanık ki, ne hayaller kurduğumu tam olarak hatırlayamıyorum. Ama tanıdık geldi, bulutların arasında süzülme hissi. İstikamet olmadan. Kim olduğumun belirsizliğiyle. Süzülmek sadece.

Tek bir yeteneğe sahip insanları hep kıskanmışımdır. Kendileriyle beraber herkese o kadar inkar edilemezdir ki, erken safhada yeteneklerinin üzerine gitmenin ötesinde bir şansları yoktur. Soru işareti yoktur. Kabiliyetleri kimlikleri olur. Mozart gibi. Picasso gibi.tumblr_n1fgblN2gJ1qiz3j8o1_500

Bir çok alana duyduğum ilgi ve alçakgönüllülükle çoğunu tatmin edici derecede yapabilmem, aynı anda birden fazla tarafa yönelmeme sebep oldu ( çoğu kişi bunu dikkat dağılması olarak da nitelendirebilir). Net olarak nereye varmak istedikleri konusunda kuşkusuz gözüken akranlarımın yanında, içimde herhangi bir hedefin oluşmamış olması utanç verirdi. İddialı, kibrin sığ sularında yüzenler, yetenekleri ve motivasyonlarının kaynağı konusunda o kadar kendinden emin konuşmalar yapıyorlardı ki, piyasa onları farkedip ödüllendiriyordu.   

Bu, herhangi bir taahhüde bağlanamadan önce değişik konuları gezerek farklı temaları keşfetme ihtiyacı hissedenler için, inanılmaz bir yük yaratıyor.  Bu baskı altında, kabul görmüş “başarı” kelimesinin tanımına uyum sağlamak adına, trajik bir şekilde en çok gezilen ve bilinen yollardan geçmeyi tercih ediyorlar, bunun kendi seçimleri olduğuna kendilerini inandırarak. Sir Ken Robinson‘ın The Element kitabında yazdığı gibi, “Çoğumuz için en büyük tehlike, çok yükseği hedefleyip kaçırmamız değil, çok alçağı hedefleyip yakalamamız.”

Kültürümüz çok dağınık, insanın kendi kendine marş ederken tutturduğu ritmi duyup ayak uyduramıyor. Dünyamız fazla hızlı, sizi neyin mutlu ettiğini kendinize kanıtlamanızı bekleyecek sabır ve toleransı gösteremiyor. Bilmeniz lazım. Başka insanların görüşlerine ayak uydurup marş etmeniz lazım. Şimdi! Tempoyu kaçırdığınız an, başkası size o etiketi vermeden, siz kendi kendinizi başarısız ilan ediyorsunuz zaten. Geriye dönüp baktığımda, üniversitede film okumayı seçmemin sebebi işte bu korkuydu. Başta kendim olmak üzere herkesi ikna ettim bunun yapmam gereken şey olduğuna. O panikle, günlük hayattan kaçışımı – sinema – görev aşkımın bir çağrısı zannettim.

Ancak işin gerçeği şu ki bazılarımızın, genelde fısıltı olarak bize gelen gerçek çağrıyı duyabilmesi için çok daha fazla zamana ihtiyacı var. Egoist dünyamızın gürültüsü içinde duyabilsek bile, bazılarımızın onu gerçekten anlayıp hakim olabilmesi için değişik denemeler yapıp öğrenebileceği  alana ihtiyacı var. Örneğin dünya güzeli Louise Bourgeois, 70 yaşlarında Maman heykelini yaratmadan önce tanınmıyordu. Veya 41 yaşında ilk tanınan eseri Tom Sawyer‘ı yazan Mark Twain’i ele alalım, 49 yaşındaydı en meşhur eseri Huckleberry Finni yazdığında. En sevdiğim yönetmenlerden Ang Lee, ilk başarılı filmini yaptığında 38 yaşındaydı. 

Kutlanan yazar Malcolm GladwellNew Yorker için yazdığı harika yazısı Late Bloomers‘da şöyle yazar:

“Başarıya doğru yapılan yolda, geç çiçek açanlar aksine başarısızlığa benzerler. Aylar yıllar sonra eserlerini revize ederken umutsuzluğa kapılır, izledikleri yolu değiştirip kanvaslarını parçalarken, sanki sonu hiç bir yere varmayacak işler üretiyorlarmış gibi gözükürler. Dehalar kolay. İşin başından itibaren dahiliklerinin reklamını yaparlar. Geç çiçek açanlar ise zor. Vazgeçmeyen bir sabır ve kör inanca sahip olmaları mecburdur.”

Deneme-Yanılma’ların içerisinde aranırken – neyin peşinden koştuğunuzu dahi bilmezken – kör inanç, zamanın karşısında tutunabileceğiniz en zor şey. Bu yüzden Gladwell konuya şu şekilde devam ediyor, “Yaratıcı bir zihne sahip, ancak belirli bir planı olmadan yola çıkan, ancak denemeler yaparak öğrenebilen tiplerdenseniz, sanatınızı gerçek boyutuna taşıdığınız zor ve uzun dönemde, yanınızda sizi destekleyen birinin olması şart.”

Tamam. Ama ya kendi kendimize düştüğümüz şüphe kuyusundan bizi çıkartacak biri yoksa hayatımızda? Ya şanslı değilsek o kadar, iç güdümüzün karanlıkta bir fener olduğunu, ve hayalimizin peşinden koşmanın bizi “enayi” değil de şövalye yaptığını bize hatırlatacak birini tanımıyorsak? O zaman ne olur bize ve hayallerimize? Basit. O zaman biz kendi fenerimiz, kendi rehberimiz olmalıyız!

tumblr_nadu6x2lPR1rshw4wo1_1280Yetişkin hayatımın çoğunda hep bir şeyleri yanlış yaptığımı ve, her ne kadar doğru değilse de, hayatımda hiçbir başarıya ulaşamadığımı düşündüm. Kolayda annem/babam ve öğretmenlerimi suçlayarak, Tanrı’ları ümitsizlik ve öfkeyle sorguladım – neden meyve verebilmem için bana yol gösterecek bir rehber yollamıyorlardı? Meyvelerimin olgunlaşması için koruyucu bir figürün sevgi ve ilgisine ihtiyacım olduğunu sanıyordum, ama o rehber aslında hep benimleydi.

Rahatlıkla “vakit kaybı” olarak algılanabilir, ama tavana bakıp hayal kurarken, aslında mayalanıyormuşum ben. Yukarı tırmanışımdaki küçük başarılar ve düşüşlerimde aldığım tüm dersler, uzun bir prosedürün gerekli bileşenlerindendi ve beni bugüne getirdi… Geç Çiçek Açanlardan olduğumun farkındalığı ve kabulüne. Eğer bizi biz yapan eşsiz özelliklerimizle iç barışımızı yapmazsak, kim yapabilir ki bizim adımıza?

Dışa dönüklerin dünyasında içine kapanık insanları inceleyen, şiddetle tavsiye ettiğim kitap Quiet‘ın yazarı Susan Cainbize şöyle bir güvence veriyor, “Herkes doğru ışıkla pırıldar. Bazısı için doğru ışık tiyatrodaki sahne ışığı, bazısı içinse çalışma masasındaki lambadır.”

Aynı içgüdüyle, eğer geç çiçek açan birini tanıyorsanız, sevgi ve sabrınızın onu aydınlatacak ışık olduğunu hatırlayın. Eğer siz geç çiçek açan biriyseniz, yolunuz her ne kadar uzun ve dallı budaklı da olsa, başkalarınınkiyle karşılaştırmak yerine, kendi yolculuğunuzla iç barışınızı yapın. Söz veriyorum, yolculuğunuzun tadına varmaya başladığınızda, evren sizi karşılamak için ayağa kalkacaktır.