j

Lorem ipsum dolor amet, consect adipiscing elit, diam nonummy.

Follow Us

Search

Empathia Creative
  -  Yaşam Stili   -  Kabile Takılarının Gizli Gücü

Kabile Takılarının Gizli Gücü

The History of Jewellery7 yaşındaydım, Güler Hala’mın Ayvalık’daki evinde harika bir yazı geçirdiğimiz zaman. Büyükler JR’ı kimin vurduğunu hararetle tartışırken, biz çocuklar tüm günü denizde geçirirdik. Güneş batımı mutfakta akşam yemeği hazırlanırken eve döner, yemek sonrası da mahallenin çocuklarıyla buluşup gece saklambaç oynardık. Günlük programımız tutarlı basitliğiyle keyif doluydu.

Ama bir sabah yağmur yağmaya başladı. Güneşin çıkması için dualar ederek dolanırken evde gayesizce, daha önce farkında olmadığım bir odanın yanından geçtim. Durdum. Şevkli ve maneviyatlı bir dağınıklık, odanın her tarafında poşetler ve şeffaf kapaklı kutular vardı. İçlerinde rengarenk boncuklar, taşlar ve elle dikilmiş minik çiçekler, köşede de marangozu anımsatan ahşap bir masa. Halam beni etrafı karıştırırken yakaladı ve sert ve keskin bana oturmamı söyledi. Sonra poşetlerden birini uzattı. İçinde pastel renkli, açmış bir güle benzer bir boncuk koleksiyonu. Bana baktı. “Kolye yap!” Ve bu emirle yazın geri kalanını o sihirli odada geçirdim.

Bana takı takmanın bir masalın içinde olmak olduğunu halam öğretti. Takıların insanı dönüştüren bir büyüye sahip olduğunu. Bana boyun yüzükleri takan Afrika’lı kadınların, baştan aşağı altın ve değerli taşla kaplanmış Hint’li gelinlerin resimlerini gösterirken, zaman’ın başından beri kadınların takı yapıp giydiğini anlattı.

adventures of prince achmedİnsanı insan yapan ayrıcı özelliklerden biri, ilkel ihtiyaçları arasında yer alan kendini ifade etme arzusu. Chauvet Mağarası’ndaki 32.000 yıl öncesine dayanan prehistorik resimlerin, insanoğlunun en eski sanat göstergesi olduğuna inanılır. Ancak Fas’da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan, muska olarak kullanıldığına inanılan dekoratif deniz kabuğu boncuklarıyla, takı takmanın ilk göstergeleri çok daha eskilere, 110.000 yıl öncesine dayanıyor. Aynı biçimde delinmiş deniz kabukları İsrail, Cezayir ve Güney Afrika’da da çıktığı gibi, kemik ve hayvan dişleri de Fransa’da bulunuyor.

tumblr_n0yiluDQGb1s2y5m4o1_500

Tarihte hangi devre ait olursa olsun, hangi malzeme – saç, tüy, deri, kemik, ahşap, deniz kabuğu, mineraller, metaller, değerli taşlar – kullanılmışsa da, tüm kültürlerde kadın (ve erkekler!) kendilerini ortaya koymak için takı takmışlardır. Evrimsel açıdan baktığımızda, üretmek adına kendini güzel hissetmek, cinsel arzu yaratmak için kullanılan çekici bir araç olmuş, tıpkı tavuskuşunun görkemli kuyruğunu açması gibi. Sosyal açıdan ise kayda değer bir sembol olarak kullanılmış – rütbe, statü, politik tercihler ve dini temsil eden.

Ancak takı, herşeyin başında duyguyla alakalı bir şey. İç ve dış dünyalarımızı derinden etkileyen bir güce sahip. Ablama Hint tespihini taktığında ne hissettiğini sorduğumda, “Korunuyor olduğumu,” diye cevap vermişti. Aynı sebepten nazar boncuğu takmaz mıyız? Veya her gün anneannesinden kalan işlenmemiş inci yüzüğü takan arkadaşımın, “onun hep yanımda olduğunu hissediyorum,” demesi gibi. Üzerimizde taşıdığımız bu parçalar koruyucularımız, annelerimiz olurlar.

tumblr_msbcuiFA4S1rek3nco1_400Aynı zamanda sesimiz olurlar. Kelimeleri bulamadığınız zaman, takılarınız konuşsun sizin adınıza. Bir arkadaşım ruhani hayvanı olduğuna inandığından, kimliğinin bir sembolü olarak baykuşlu şahmeran bileklik takar. Üniversitedeki film hocama sorduğumda neden sürekli tüylü kolye taktığını, bana taktığının bir dua tüyü olduğunu ve onun sözlerini, düşüncelerini ve dualarını Büyük Ruh’a doğru yukarı taşıdığına inandığını açıklamıştı. Alexander Mcqueen takıların zırh görevi gördüğünden bahsederdi. Yumuşak sesli ve ufak tekef olduğumdan, iş ortamında bir savaşa çıktığımı hissedersem, hemen malakit & altın yılanlı cuff bilekliklerimi iki tarafa takarım. Bu beni Roma’lı bir savaşçı gibi hissettirir, üzerime gelen ciddiye alınmama olasılığını kesip biçen. Halamın dediği gibi, insanı dönüştüren bir büyüye sahiptirler.

tumblr_n06up7TkVp1qc0q3no1_500

Harika bir kitap Dictionary of Symbolsda (Semboller Sözlüğü, herkesin şiddetle almasını öneririm) takılar şöyle anlatılıyor: “Jung’un ‘ruh’ tanımının başlangıç noktasında mücevher, bilinçaltının görülmez zenginliğini temsil eder. Çünkü enerjidirler, ışıktırlar, gizlenmiş irfan boyutundan ilkel enerjiye geçebilme eğilimleri vardır.”

Etnik mücevherler şefkat, dinamizm, ve içsel gücümüzü uyandırıyor başka hiçbir takının yapamadığı kadar çünkü kendileriyle beraber bizden önce gelen her nesil kadınların varlığını, bilgeliğini ve desteğini üzerlerinde taşıyorlar. Bir bağ kuruyorlar. Üzerimize doğru gelen gökdelenler, klostrofobik trafik ve, paradoks bu ya, yoğun nüfusuna rağmen bizleri sadece başkalarından değil, kendi özümüzden de izole eden boğucu sokakların yapay zemininde, bağlantı kurmaya ne kadar çok ihtiyacımız var!

Yaşadığımız bu sokaklarda kabile takılarını gardrobunuza entegre edebilirsiniz. Şahsen sade ve düz kıyafetlerle, onlara yaşam ve enerji veren canlı takıların kontrastı hoşuma gidiyor. Eğer daha modern bir tarz tercih ediyorsanız, ilhamını tarih, mitoloji ve değişik etnik kökenlerden alan tasarımcılar bulabilirsiniz.

Sizleri sanat felsefe uzmanı ve The Art Instinct: Beauty, Pleasure, and Human Evolution (Sanat İçgüdüsü: Güzellik, Keyif, ve İnsanın Devrimi) başlıklı kitabın yazarı Denis Dutton‘ın sözleriyle bırakmak isterim. TedTalk‘da yaptığı konuşmasını bu şekilde sonuçlandırıyor: