j

Lorem ipsum dolor amet, consect adipiscing elit, diam nonummy.

Follow Us

Search

Empathia Creative
  -  Köşe Yazısı   -  Flört

Flört

İyi veya kötü, herhangi bir sanatı pratik etmek,
ruhun büyümesi için bir yoldur.
O halde, git yap. 

– Kurt Vonnegut

Evet, Ella Fitzgerald söyledi bilge sesiyle, “Birds do it, bees do it. Even educated fleas do it,” (Kuşlar yapıyor, arılar yapıyor. Eğitimli pireler bile yapıyor) diye. Aşık olmak mı? Olabilir, ama o kadar hızlı değil. Bir insana olsun, bir hobiye, bir iş veya bir yere, herhangi bir aşkın kabarabilmesi için, önce flört etmek gerek.

Psychology Today flört etmeyi şu şekilde tanımlıyor, “Flört etmek, görsel ve diğer jestleri en ince ayrıntılarıyla içinde barındıran, zihinleriyle hareket eden insanlar ve içgüdüleriyle hareket eden hayvanlar tarafından “konuşulan” sessiz bir dildir. Flört etmenin evrenselliğinin evrim tarihi süresince, böceklerden insalara kadar korunmuş olması, flört planının içimize kodlanmış olduğunu önerir. Diğer cinsel özelliklerimizle aynı şekilde ve aynı amaçla, genlerimiz ve beynimizin operasyonal sistemine işlenmiştir – o da deneme ve yanılma ile bizim için en iyi olanı saptayıp muhafaza etmek.”

Ancak artık kentsel yaşamda, özellikle İstanbul’da, bu doğuştan gelen dili kimse konuşmuyor, anlamıyor. Bize sözde bu kadar doğal gelen bir şeyden neden kendimizi yoksun bırakıyoruz? Bir söyleşisi sırasında Budist öğretmen Pema Chödrön, yaşı ilerledikçe her problemin korku olduğunu anladığını söyler. Flört konusunun da farklı olmadığına inanıyorum.

Zaman Korkusu

tumblr_mnfqomsQJG1qahakgo1_500 copy

Bilimsel açıdan, “bütün memeli ve diğer (kuşlar, balıklar ve hatta meyve sinekleri dahil) hayvanların bu komplike ve enerji gerektiren çekim oyununu oynama sebebi” gelecek nesillerin devamı için üretmek. Flört etmek, bize bütün olasılıkları ayıklayıp içinde en iyi bağdaştıklarımızı değerlendirmemize, ve sonunda en iyi potansiyeli seçmemize doğal bir olanak tanır. Sosyal olarak, bizim için karşımızdaki ihtimalin iç hayatına göz atmamızı sağlamanın yanında, tehlike içeren uyarıcıları çok geç olmadan sezmemizi de kolaylaştırır.

Ancak çağdaş hayatımızda tüm odak noktası, tamamen toplumun belirlediği “iyi av” kriterleriyle kategorize edilmiş olan son durağa (evlilik ve başarı) ulaşım olduğundan,amaç odaklı kültürümüz bu evrensel ritüeli zaman kaybı olarak nitelendirip tamamen es geçmiştir. Günümüzde ilişkilerin başlamasıyla bitmesi sürpriz olmamalı. Biyolojik saatten de ağır basan toplum baskısı altında, insan kendi içgüdülerinin üzerine basıp varsayılan ödüle doğru fırlarken, uzun vadede ödediği bedelin, hem zamanından hem de ruhundan verdiği ödünler olduğunu farketmiyor. Aksi halde keşif dansına kendini keyifle kaptıracağı zaman, sonunda bir buket hayal kırıklığına dönüşmüş oluyor.

Fear of Truth

Kötümserler flört edenin kendini öne çıkartmak adına insanları oyuna getirdiğini varsayarak, flörtü sahtekarlıkla özdeştirir ancak bunun yanlış yönlendirilmiş bir tespit olduğuna inanıyorum. Tabii ki hayatta şüphe uyandıran niyet ve metodlara sahip insanlar vardır, ama gerçek doğasında flört, insanın kendinden ufak ufak vermesidir. Yine esasında, etkileşmenin gizemli, yavaş, duyulu bir dansıdır.

tumblr_n7cp4318iI1smj73fo1_500

Anaïs Nin’in zarifçe belirttiği gibi, “Herşeyi olduğu gibi değil, kendimiz gibi görüyoruz.” Eğer biri sürekli başkalarından şüphe duyuyorsa, aslında kendinden şüphe duyuyor ve dürüst davranmıyor demektir. Kendisiyle ilgili yalan söylemenin altında ise, her zaman ölümcül sevilmeme korkusu yatar. 

Etiket Korkusu

Oscar Wilde demiş ki, “Kızlar asla flört ettikleri erkeklerle evlenmezler. Kızlar bunu doğru bulmaz.” Evet, 19. yüzyıldaki İngiliz üst tabakanın bayanlarından bahsediyordu ancak bu gözlemi, maalesef o gün olduğu kadar bugün de geçerli. Kibarlığın bile yanlışlıka flört olarak algılandığı bir toplumda, “kaşar” damgasını haksız yere yeme korkusu yersiz değil. Ancak etiket saplantımız önsezilerimizi bulanıklaştırdığından, kendimizin yanlış yargılanmasından korktuğumuz kadar, biz de bizi hakikatle mutlu edecek kimseler/şeyleri yanlış tanıyıp yargılıyoruz. Bizi hayatta gerçekten neyin heyecanlandırdığını bulabilmemiz için, maceraperest gözlerle, ruhumuzu besleyen şeyleri keşfetmek niyetiyle dışarı bakmalıyız.

6086399cc09914496a6ae95494f14d27

Bilinmeyen Korkusu

Sonucu kontrol etme ihtiyacımız ve garanti talep etme takıntımıza o kadar bağımlıyız ki, kendimize belirsizliğinin gıdıklayan, heyecan uyandıran özgürlüğünün keyfini çıkartmaya izin vermiyoruz. Bilinmezliğin korkusu tamaman sürpriz elementini ortadan kaldırıyor ve bizi, tanıdık yüzlerle konfor alanımıza hapsediyor. İstanbul’da kaç kişi yeni insanlarla tanıdığının vasıtası ile veya doğumgünü partisi, iş yemeği gibi sosyal olarak kabul görmüş ortamlar haricinde tanışmaya gerçekten açık?

“Beklenti kalp kırıklığının köküdür.” Yumruğumuz içinde sıkıca tuttuşturulmuş beklenti listemizle, eğer bildiklerimizin olağan düzeni içinde takılıp kalırsak, olağanüstü fırsatlara açılan kapıların arkadamızda kapandığına ebedi kör kalırız, ve en büyük kalp kırıklığı da işte bu olur.

Flört etmek, çapkınlığa veya açgözlülüğe bir davetiye değildir. O, hayata ve hayatın sunduğu bütün olasılıklara açık, rahat bir tavırdır. Sofistike ve açık fikirli olmanın bir işaretidir. Boş kanvaslara cesur yaklaşımımız ve ruhumuzun direğinden emin olmanın getirdiği özgüvenimiz arasındaki narin dengeyi koruma sanatıdır.

Güneşin sıcaklığı, yaz rüzgarının yumuşaklığı, ve yaz kokteyllerinin tazeliğiyle dolu yaz günlerinin yaklaşmasıyla, kendi gerçeklerimize doğru gevşeyip bırakalım kendimizi. Flört edelim. Sadece başkarlıyla değil, farklı yerler ve yeni fikirlerle. Özellikle de kendimizle ve kendimize izin verdiğimizin ötesinde bizi mutluluk edebilecek olasılıkları içinde barındıran bilinmezlikle.